List

Bu yazıyı sonuna kadar okumak istemeyecek hatta açmayacak öğrencilerimin olduğunu biliyorum. Fakat, geleceğinizle ilgili kararları vermek için çok geç kaldığınızı düşünüyorum. O sebepten, bu yazımı okur ve kendinizi gelecekle ilgili konumlandırırsanız sizin faydanıza olacaktır.

Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Bölümü’ne gelen öğrencilerin bölümde aldıkları ilk derslerinden biri benim verdiğim bir ders, katılanlar muhakkak bilecektir. Mesele dersin içeriği değil, ilk gelen öğrencilere söylediğim cümlede yatıyor. O cümleyi duyduklarında sanırım biraz tedirgin oluyorlar ama gerçeklerle yüzleşmeleri gerektiği için kendimi söylemekle mükellef hissediyorum.

Üniversiteden mezun olduktan sonra işsizsiniz…

Bunu duyan bir gencin aklından tam olarak ne geçeceğini bilmediğim gibi o gençlerin de gerçeği tam olarak bilmediklerini görüyorum. Bazı öğrenci arkadaşlara bu ağır bir itham gibi gelebilir, bazılarına harekete geçmek için bir ateşleyici olarak gelebilir, bazılarına da benim çok ukala biri olduğum düşüncesini verebilir. Fakat, gerçekleri ne kadar inkar etsek de görmezden gelsek de gerçektir.

Dersteki arkadaşlar bilirler; bu durumu aşmanın belli adımlarından da bahsediyorum. Burada tekrar değineceğim ve bu durumu inkar edebilecek pek bir olgunun olacağını düşünmüyorum.

Koşul 1

Ailevi olarak zengin bir yapıdasınızdır. İhtiyacınız sadece diplomadır ve onun için üniversitede olabilirsiniz. O zaman sizin için kaygılanacak bir durum yok. Çok mantıksız hareket etmedikten sonra refah içerisinde yaşamaya devam edebilirsiniz. İş kaygınız olmaz veya zaten mezuniyet sonrasında ailenizin işine gireceksinizdir.

Koşul 2

Ailenizin veya sizin hatırı sayılır, güçlü, iş bitirici tanıdıkları(nız) vardır, o zaman çevrenizle bağlantılı olarak iş kurabilir veya bir yerde çalışabilirsiniz. Bu koşulda da sıkıntılı bir durum bulunmuyor. Nitekim, gündelik yaşamınızı iyileştirmeniz veya refah seviyesine geçmeniz zor olmayacaktır. İnsanlar tanıdıkları kişilere güvendikleri için çevreniz sizinle iş yapma eğilimine gidecektir, bu da normal bir durum. Kim tanımadığı bir kişiden gelecek sıkıntılarla karşı karşıya kalmak ister?

Bu iki koşulda da çok bir değişiklik olmadan geleceğinizi şekillendirebilirsiniz. Unutulmaması gereken nokta, bu söylediklerimin sadece maddiyatla ilgili olmadığı hatta maddi durumunuz kötüye gitse de bu iki koşul içerisinde olan birinin gelecekle ilgili kaygısı olmaması gerektiğini de düşünüyorum.

Koşul 3

Gelelim en sıkıntılı ve bir çoğumuzun içerisinde bulunduğumuz bu koşula. İlk iki koşul içerisinde bir yaşantınız yoksa çok çalışmanız gerekiyor. Bu koşul içerisinden binde bir çıkan örnekler o kadar makyajlanıp sunuluyor ki sanki herkes başarabilir ve o örnekteki insanlar gibi olabilir imajı pompalanıyor. Sürekli bu örnek hikayenin gösterildiği sosyal medya üzerinden de “ben neden yapamayayım?” düşüncesi oluşuyor. Bu konuda genç arkadaşları kesinlikle yargılamıyorum. Hatta benim zamanımda bu durum sosyal medya üzerinden ziyade mahalle baskısıyla gerçekleşiyordu. “X’in çocuğu şurada başarılı olmuş, sen de ol”, “Y’nin çocuğu şu işi yapıyor, sen de yap” gibi ifadelere hatta kıyaslamalara maruz kalabiliyorduk.

Bizim zamanımızda bu baskılar yakın çevreden, kısıtlı bir şekilde geliyordu, ancak şu an sosyal medya aracılığıyla gençlerin iç çatışma yaşadığını düşünüyorum. Artık olgular yakın çevreden gelmek yerine akranlardan geliyor. Bunun da stres ve belirsizlik oluşturduğuna inanıyorum. Yönlendirme ve bilgilendirme çabalarım da bu yüzden. Yoksa, kimsenin ne yapıp yapamayacağına karar verme hatta fikir üretme derdim yok.

Sosyal medya üzerinde gösterilen hayatların uyuşturucu etkisiyle düşünceler terörize ediliyor. Böyle olunca da bağımlı olunan ve arzu edilen yaşamlara o kadar çok odaklanılıyor ki gerçekte başarılı olabileceğiniz alanlar görünmez oluyor. Gelecekle ilgili kaygıların da bundan doğduğunu düşünüyorum.

Bir diğer husus da kuşaklar arası farklılıklar ve yaşanan her dönemin kendine özgü yapısı. İçinde bulunduğumuz zamanın kendine özgü eksileri ve artıları bulunuyor. Burada pozisyon alınması gereken konum; bu eksilerden nasıl az zarar görürüm ve artılardan ne kadar faydalanabilirim şeklinde olmalı. Peki bunu nasıl gerçekleştireceksiniz?

Buraya kadar okuyabilen arkadaşıma şu tavsiyeyi vermek istiyorum; alanınla veya ilgilenmekten, yapmaktan hoşlandığın şeylerin üzerine git. Oradan muhakkak bir çıkış yolu bulacaksın. Dersimi alan arkadaşlar hatırlayacaktır; ilgi alanlarınızla ilgili, merak ettiğiniz konularda içerikler üretin, derdim. Siz de ilgi duyduğunuz alana yönelin. Herkesin her şeyi yapamayacağını anlamanız ve yapmaktan hoşlandığınız şeyleri yapmanız gerektiğinin farkına varın. Başkalarının hayatlarına veya başarılarına odaklanmayın. Kendi başarınızı kendiniz için edinin…

Geleceğin teknoloji ve yapay zekalara yöneleceği noktada bir çok kişi işinden olacak. İleride iş alanları veya insanın çalışma alanları daralmaya gidecek. Bu noktada kendinize dönerek olmak istediğiniz kişinin kim olduğunu sorun. Benim zamanıma göre şimdiki zaman alanında kendini gerçekten geliştirmiş kişilere ihtiyaç duyuyor. Üniversite kimseye iş veya statü sağlamıyor. O sebepten üniversite okuyan, okumayı düşünen veya düşünmeyen kim varsa tavsiyem; ne yapmaktan hoşlanıyorsanız onu yapmanız. Başkalarının şişirdiği balon hayatlar yerine kendi hayatınıza odaklanın.

Not: Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız fikrinizi paylaşırsanız memnun olurum. Belki ben de bir şeyleri gözden kaçırıyor olabilirim…

4 Responses to “Öğrencilerime Tavsiye”

  1. anonim

    bu bölümü tamamen puanım düşük geldiğinden ve en azından ilgimi çektiğinden (vlog çekmek gibi hobilerim de olduğundan bana yakın olduğunu düşündüğüm için) seçtim. ama herkesten bir tık daha fazla kaygılıyım. keşke diyorum kendimi daha çok verseydim ve daha emin, iş olanağı net bir meslek seçseydim. çünkü bu ilgimi ek mesleğimin yanında hobi olarakta yapabilirdim. internette görüyorum insanlar ahtopot gibi. diş doktoru ama aynı zamanda güzel bir içerik üreticisi. ben neden sadece biriyim? gerçi biri bile olabilirsem o da iyi.. ya onu da beceremezsem? başarılı olmak için işini sevmek başlı başına yeter mi bilmiyorum. bu kurtlar sofrasında bence kesinlikle çok masum kalıyor. bizim için vakit ayırıp yazı yazdığınız için teşekkürler böyle öğretmenlerin hala var olduğunu görmek önemsendiğimizi gösteriyor ve bu iyi hissettiriyor.

    • canbekcan

      Değerli yorumun için teşekkür ederim.
      İşte, tam da bu noktaya dikkat çekmek istedim; başkalarına bakarak karamsarlığa düşmemek gerekiyor. Kaç tane diş doktoru bahsettiğin kadar iyi paylaşımlar yapabiliyor? Aradan sıyrılan birini örnek olarak seçmek günümüz toplumlarına pompalanmış bir hayali gerçeklik. İstersen sen de onun gibi olabilirsin izlenimi endişe yaratıyor. Ya olamazsam? Ya eleştirilirsem? Yaptıklarım beğenilmezse… gibi düşünceler oluşuyor. Yapmaktan zevk aldığın şeylere yönelmek her zaman maddi olmasa da kazanç sağlar. Maddi kaygıların herkes için geçerli olduğunu bildiğim için de yapmaktan zevk aldığınız işi yapmanız gerektiğini belirtiyorum.
      Kısa vadede bir sonuç alınamayacağının da farkında olmak önemli. Günümüz koşullarında gösterilen her imge ‘şak’ diye olmuş gibi gösteriliyor. Arkasındaki emek ve harcanan zaman, bazen de “şans“ görmezden geliniyor.
      Hiç bir şey için geç değildir. O sebepten yapmaktan gerçekten zevk aldığınız şeye zaman ayırmak en mantıklı yol olacaktır.

  2. Melisa

    Mezun olduktan sonra işsizsiz evet ama mezuniyete kadar geçen sürede yaptığımız çalışmalar , yatkınlığımızı test ettiğimiz deneyimler veya katıldığımız çalışma,proje ve yarışmalar ve en önemlisi (bence) staj yerimiz gideceğimiz rotanın %85i ni belirliyor. Ondan sonrası, hayat şartları, maddi kazanç ve ekonomi…

    Aslında diploma evet bilgi birikim olarak bizi biryere getirsede bir yerden sonra şansta bizimle olmalı.. okadar çok rakip var ki 🙁 kimse önümüze kırmızı halılar sermiyor 🙂 ama okulda öğrenmekte önemli çünkü iş hayatında “ben bunu bilmiyorum” cümlesi geçerli değil 🙂

    • canbekcan

      Kesinlikle katılıyorum. Hatta derslerimde üniversitenin artık hata yapmak için son nokta olduğunu, çalışma alanıyla ilgili olabildiğince hata yapılması gerektiğini savunan biriyim. Her şeyi bilen ve her şeyi yapabilen birinin günümüz koşullarında üniversitede sadece belge almak için bulunması yeterli oluyor. Tabi belgeye gerçekten ihtiyacı varsa.

      Ayrıca, üniversitelerin ağ kurmak için de son nokta olduğuna inanıyorum. Mesela, öğrencilerin kulüplere gitmesini, sorumluluk almasını, yeni insanlarla tanışmasını ve projeler geliştirmesini destekliyorum. Fakat, orada yine akran çatışmaları veya anlaşmazlıklar olduğu için tercih etmeyenler oluyor. Öğretim dışında insanların ne derece becerikli oldukları kulüplerdeki faaliyetleri belirliyor. Orada, olumsuzluklarla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini öğreniyorlar. Benimle sohbet eden öğrencilerime her zaman kulüplere dahil olmaları gerektiğini belirtiyorum ama ne derece kaale alınıyorum emin değilim 🙂

      Projeler, yarışmalar, staj vb. girişimlerin hepsi ağ kurmak için gerekli. Stajını üst düzey bir yerde yapan birinin insan ilişkileri ve iş konusunda kabiliyeti yoksa yine gelecekle ilgili sorunlar yaşar. İnsan ilişkileri her zaman öncelik taşır. Kimi tanıdığınız, kimlerle sohbet ettiğiniz, kimlerle iletişim kurabildiğiniz çok önemlidir. Bu durumu kontrol edebilen kişiler genellikle Koşul 2’de bahsettiğim kişiler oluyor. Bunu üniversitede geliştirmek mümkün. Çünkü, iletişim kuracağınız kişiler sizi geleceğin meslektaşı olarak görme eğilimindedir.

      Bu zamana kadar meslek sahibi, yaşını almış 7 kişiye ders verdim. Bu kişilerin amacı bir şeyleri gerçekten öğrenmekti. Gelecek kaygısından arınmış kişilerin öğrenme biçimiyle kaygılı kişilerin öğrenme biçimleri arasında fark bulunuyor. Çünkü kendi iletişim ağları mevcut ve yeni bir işe girmek istediklerinde bu ağlar vasıtasıyla yüksek ihtimalle başarılı oluyorlar. Ancak, kaygılı kişilerin yaptığı ve gözden kaçırdıkları hata “bugün yaptım, yarın sonucunu alırım“ düşüncesinde olmaları. Bu sebepten her şeyi bilmeleri her şeyi yapabilmeleri gerektiğini düşünüyorlar. Aslında, her şeyi bilmek değil bir şeyi nasıl öğreneceğini bilmek daha önemli.

Leave a Reply to Melisa Cancel reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *